“ hoş geldiniz ”

Bucak Köy Av Faciası

ACI OLAYLAR (15)

Yıl 1790’lar. Kuşluk vakti Bucak köylü avcı kafilesi, Katran Sokmağı’nın yokuşunu tırmanmaya başlamış. Hedefleri Gidengelmez’de Kasnaklı, Yapışkılı denilen vahşi yerlermiş. Bu yerler yazın bile köye 4–5 saat mesafededir. Tecrübeli avcılar öne geçmiş, diz boyu, belkide insan göbeğine kadar gelen karlarda yürümek için çığır açarlar. Kar, insanın göbek boyuna veya göğüs boyuna geliyormuş. Yolu bulmak, yönü belirlemek tecrübeli avcıların işidir. Buna da çığır çekmek veya çığır açmak denir. Katran Sokmağına çıkıldığında, bulutlar içindeki güneş Kuyucak köyü üzerinden göz kırpmaya başlamış. Yani akşama, güneş batımına yaklaşık iki saat kalmış. Kılçarlarıyla  batıp çıkarak, söküp geldikleri için, kar avcıları yormuş, zaman ilerlemiş, geriye dönüşlerini de zorlaştırmış. Avcılar, elleri boş olarak köye dönmek istemiyorlarmış. Bir köyün erkeklerinin buralara kadar gelip, av yapamadan dönmesi civar köylerde alay konusu olurmuş. Bu nedenle köye dönmeyip geceyi orada geçirmeye karar vermişler.

Konaklamak için büyük bir ladin ağacının hâkim olduğu bir koyağı seçmişler. Burası bir ev kadar sağlam ve korunaklıymış. Bulundukları yerin ağzı çift kanatlı kapı halinde açık, içi üç-beş yüz davar sürüsünü alacak büyüklükte, tavanlı odayı andıran inlerle kaplıymış. Bucak köylüler çevreden bulup buluşturdukları kurumuş ot ve saman çöpleri toplamışlar. Bugün olduğu gibi çakmak ve kibrit olmadığından, bir çelik parçası ve çakmak taşı denilen, parlak taşları birbirine vurarak ateşi yakmışlar. 17 avcı, Bucak köyün orta yaşlı, ele avuca gelen erkekleriymiş. Ladin ağacının altında yanan ateş etrafı aydınlatmış. Burası etrafına göre çukur, korunaklı bir kayalıkmış. Kardan ıslanan kılçar ve dolaklarını  çıkarıp ağacın dallarına asmışlar. Ama bilmedikleri bir şey varmış, yanan ateş, altlarındaki karı yavaş yavaş eritip mağaranın ağzı açmaya başlamış. Yorgun avcılar, mağaranın ağzını kapatan kar üzerinde olduklarının farkında değillermiş. Beyaz köpeğin acı acı havlamasıyla irkilen avcılar, karların içinde yuvarlanmaya başlamışlar. Altlarından kayan karların etkisiyle deliğe dökülmüşler. Haykırışlar, acı çığlıklar yankılanmış taşlarda. Etraf karanlığa bürünmüş. Beyaz köpek deliğin ağzına gelip acı acı havlamaya başlamış. Bucak köylü 17 avcı mağaraya düşmüş. Bir taşın kovuğunda sadece beyaz köpek kalmış. Avcılar mağaranın içinde kaybolmuş. Beyaz, topal köpek, tipide, karanlıkta Bucak köye döner. Bucak köylüler beyaz köpeğin kesik kesik havlamasıyla uyanırlar. Ama avcılar dönmemiştir. Köyün ihtiyarları, belki de atalarından, dedelerinden, dinledikleri hikâyeler sonucu bunu hayra yormazlar.

Civar köylerden insanlar toplayarak köpeğin peşinden Kızıl Karlığa gelirler. Beyaz köpek, ladin ağacının dibine gelince acı acı havlayarak ulumaya başlar. Avcıların kılçarları ve dolakları ağaçta asılı, yanan ateşin odunlarının uçları sönmüş, ağzı açık ve karlardan çökmüş bir mağara ağzıyla karşılaşırlar. Yanlarında gelen gençlerden birini, iple aşağı sarkıtırlar. Genç bir inleme sesi duyar. Sesin geldiği yana yönelen genç, taşlara tutunmuş kardeşini görür. Bu feci kazadan sadece bir kişi kurtulmuştur. Mağara on altı kişiye mezar olmuştur. Günlerce yas tutulmuş, kara yazılı köy, kaderin yalnızlığına terkedilmiştir. Bu faciadan sonra Bucak köy dağılmış, yetim çocuklar, dul kadınlar ve ihtiyarlar Değirmenlik köyüne göç etmişlerdir.
O günden sonra Değirmenliklilerle Bucak köylüler muhacir ve Ensar hayatı yaşamışlardır. Rahmetli Ali Sümbül, 1966 yılında basılan Değirmenliğimiz adlı eserin 8. sayfasında Rahmetli Ummahan ebeden rivayetle, ‘’Bucak köyün 15 haneden oluştuğunu, ava giden Bucak köylülerin 13 kişi olduğunu’’, Benim Köyüm Değirmenlik kitabının 26. sayfasında ise ‘’17 kişinin av felaketinde deliğe düştüğünü’’ yazmıştır. Değirmenlik köyünün güneyinde kalan bir yerleşme şekli de Hasat köydür. Burası hakkında sağlam bir rivayet ve vesika yoktur. Bugün ev yıkıntıları ve taş duvar birikintilerini görmek mümkündür.

Yazan: - Tarih: 23 Mart 2013